• Reklam
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
Anasayfa
  • Siyaset
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Çevre Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Hasan Sözbilir
  3. Yaşamın kıyısında
Yayınlanma: 01 Şubat 2024 - 21:53

Yaşamın kıyısında

01 Şubat 2024 - 21:53
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Hasan Sözbilir
Prof. Dr. Hasan Sözbilir

Farkında mısınız? Doğal afetlerin sayısı ve etkisi gün geçtikçe artıyor. Buna insan kaynaklı afetler de eklenince dünya yaşanmaz bir hal alıyor. Yaşam ölümün gölgesinde kalıyor, insanoğlunun bu bitmek tükenmek bilmeyen hırsı yüzünden.

Gerildikçe gerilen Anadolu kabuğu insanların bedeninde ve kültüründe yer buluyor kendine. Doğu Anadolu insanı sıkışıp yükselen kabuk üzerinde daha bir sert ve kaba yapılı. Batı Anadolu kabuğu ise, genişleyip çöktükçe üzerinde yaşayan insanları da rahatlatıyor. Buna ayak uyduramayanlar göçebe hayatı benimseyip, mekik dokuyor doğu ile batı arasında.

Peki! Kim, nereye koşuyor? Afetlerin kol gezdiği bu dengesiz dünyamızda…Çıkar ilişkileri havuzunda yüzmeyi bilenler için herşey mübah. 12 Eylül sonrasının sinsi kırıntıları, karanlığın ucundaki kara delik gibi, sonsuzluğu kamçılamakta. Her darbede bir isyan, her isyanda çoğalan bencil duygular bizi hırsın pençeleriyle avuçluyor.

Bıçak sırtında yaşamak diye buna derim ben. En ufak bir hatada uçuruma sürüklenmek. Bazen kendiniz, bazen de en yakınınızdakilerde gelişir bu tür duygular. Hayata küsmenin dayanılmaz hafifliği içinde yaşama son vermek. Bir işe yatkınlık ile bir işte yetkin olmama durumu arasındaki tezat ilişkiler, bizi yaşamın kıyısına itiyor.

Ne için yaşar insan? Mutlu olmak için mi? Mutlu etmek için mi? Hedefe kitlenmiş bir atmaca gibi yaşamak nereye kadar?   Kendi doğrularında boğulan bencil insanlar, neyi amaçlar?  Üstün ırk yaratmayı mı? Yoksa koşarken yön değiştiremeyen bir domuz misali, yaşam duvarına toslamak için mi  yaşar insan? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Her yaşamın kendine özel bir kıyısı vardır. Tıpkı her denizin farklı özelliklere sahip kıyıları olduğu gibi.

Kıyı şeridi geniş denizlerde, çeşit çeşit canlılar yaşam olanağı bulur. Gel-gitleri çoktur bu tür yerlerin, bazen deniz karayı basar, bazen de kara denizi. Sonu gelmeyen gel-gitler histerik duygulara özenircesine salınıp dururlar. Bazen düşler denizinde gezinir, bazen de denizi düşler çıtkırıldım balıkçıl kuşları. İnce duygularla bezenmiş kırık kalpli taze gelinler, neden sonra savruluverirler istemsiz limanlara.

Deniz aniden kabarır bazen, büyük bir depremin ardından, karaya doğru ilerler ve içindeki her şeyi bırakıverir yaşamın kıyısına. Tuzlu sular bulunduğu yerin onlara ait olmadığını görünce, hızla geri çekilir utangaç bir çocuk gibi. Gelirken getirdiklerini geri götürecek zamanı bulamadan. Biz de öyle değil miyiz? Büyürken sürekli yükselerek ilerlemek isteriz. Ta ki, yerçekimine yenilene kadar. Sonra içeriden ya da dışarıdan bir darbe yersiniz. Önce sarsılır, direnirsiniz. Sonra durulursunuz. Her darbede bir adım daha yaklaşırsınız yaşamın kıyısına. 

Bazen, hiç beklenmedik bir anda şiddetle sarsılır körpe beyinler. Dil, din, ırk ve yaş gözetmeden oluşturulan yaşam alanları birdenbire enkaza dönüşüverir. Bu enkazın altında kalan elli bini aşkın canın kalbi, 78 saniye süren sarsıntı sonunda duruverir, saatler geçtikçe geriye kalanların umutları tükenir. Ardından bir yıl geçse de, gidenlerin kalanlarda bıraktığı derin izler katlanarak büyüyecektir. Bu aşamadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Her şeyin sıfırlandığı bir ortamda İnsanoğlunun hayatta kalma şansı başkalarının vicdanında gizlidir artık.

Bazen, kıyısı dar bir deniz ani bir yükselti ile sizi yaşama bağlar. Gri tonların olmadığı bu yükseltiler, yaşamları boyunca, siyah ile beyazın renkli dünyasını birbirinden ayırmaya çabalar. Güneş doğduğunda çatık kaşlı gözlerinde hüznü taşırlar. Günün sonunda ise, aydınlığın karanlık denizinde yok olurlar.

Bu sınıfların dışında kalanlar sıradanlığa kafa tutarcasına sivrilirler bulundukları ortamda. Kendinden olmayan insanlarla bağ kurarlar uçurumun kıyısında. Peki siz hangi sınıftansınız? Gönlü zengin geniş kıyıları olan bir deniz mi? Gri tonlardan yoksun renksiz bir kişilik mi? Yoksa topluma uyumsuz sıradışı bir kişilik mi belirliyor yaşantınızı.

Siz iyisi mi, hangi afet yaşanırsa yaşansın, gerçek dostluklardan vazgeçmeyin, vicdanlı olun, vefalı olun, dürüst olun, yaşamda kalın, sevgiyle kalın.

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Tahir Emre
2 yıl önce

Bir insan kendini, beni, onu ve ülkesinin açmazını ancak bu kadar güzel ve anlamlı ifade edebilir. Tebrik ederim Hasan.

Cevapla
Beğen (2)
Beğenme (0)
Nasim bonab
2 yıl önce

Hasan hocam Mühteşem Elinize sağlık

Cevapla
Beğen (2)
Beğenme (0)
M. Yılmaz , Savaşçın
2 yıl önce

Kutlarım Hasan. Devamı gelsin

Cevapla
Beğen (0)
Beğenme (0)
Hakan TOPAL
2 yıl önce

Hasan hocam...ellerine yuregıne saglık..cok guzel olmus gercekten..TEBRIKLER...

Cevapla
Beğen (3)
Beğenme (0)
Aysegul Cetin
2 yıl önce

Ayaklarımızın altında hareketsiz sandığımız zemin davranışları da insan ruhuyla ne kadar benzeştiğini bu kadar güzel anlatan bir yazı okumadım doğrusu. Çok ilham verici bir yazı.

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (1)

Yazarın Diğer Yazıları

  • MOBBİNG - 24 Haziran 2025
  • İçimizdeki Çocuk: 23 Nisan - 21 Nisan 2024
  • Jeolojik düşünce - 11 Nisan 2024
  • Savaş ve Jeoloji - 31 Mart 2024
  • Ruhların göçü veya Reenkarnasyon - 09 Mart 2024
  • Fay Yasası Nedir? Ne Değildir? - 09 Mart 2024
  • Piyango Kültürü - 18 Şubat 2024
  • Görmek ya da görmemek bütün mesele bu - 06 Şubat 2024
  • Bizi biz yapan değerler - 30 Ocak 2024
    Köşe Yazarları
    Dr. İmbat Muğlu
    Dr. İmbat Muğlu
    GAZZE GÜNDEMİ
    Prof. Dr. Hasan Sözbilir
    Prof. Dr. Hasan Sözbilir
    MOBBİNG
    Av. Abdi Yaşar
    Av. Abdi Yaşar
    Erkeğe yönelik şiddet: Görünmeyen yara, konuşulmayan gerçek
    Melih Demirtaş
    Melih Demirtaş
    Adaletin ve Etik Değerlerin Savunusu
    Psk.Burcu Başoğlu Kundak
    Psk.Burcu Başoğlu Kundak
    Ebeveynliğin tükenmişliğinden kaçınmak
    Gurbanova Günel
    Gurbanova Günel
    Çocukların doğru yetiştirilmesi...
    Prof. Dr. Doğan Yaşar
    Prof. Dr. Doğan Yaşar
    İzmir'i bekleyen su tehlikesi
    Mert Can Tani
    Mert Can Tani
    Basın işletmelerindeki teknolojik değişim ve yeni işgücü realite
    Burcu Şakar
    Burcu Şakar
    Odalarınızı kiraya vermeye hazır mısınız?
    Av. İrem ALTIN
    Av. İrem ALTIN
    Riskli yapılarda kiracıların hakları nelerdir?
    İbrahim Evrim Ayral
    İbrahim Evrim Ayral
    Başkanım mesaj alındı mı?
    Ramazan Çakın
    Ramazan Çakın
    Kedi ve köpeklerin sahiplerinin en başta gelen şikayetleri tüylerin dökülmesi şikayetidir
    Atakan Keskin
    Atakan Keskin
    Zamanın İçinde
    Kelebek Etkisi
    Kelebek Etkisi
    yaz(a)mıyorum
    Çok Okunan Haberler
    Çankırı’da Gençlere “Gelecek Tasarımı” İlhamı: Yazar Semra Aydın Öğrencilerle Buluştu
    Çankırı’da Gençlere “Gelecek Tasarımı” İlhamı: Yazar Semra...
    Ana Sayfa
    Siyaset
    Gündem
    Ekonomi
    Sağlık
    Politika
    Magazin
    Spor
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Çevre
    Genel
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    • Ekonomi
    • Genel
    • Gündem
    • Magazin
    • Sağlık
    • Siyaset
    • Spor
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    sanalbasin.com üyesidir

    • Rss
    • Sitemap
    • Reklam
    • Kişisel Verilerin Korunması
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim