• Reklam
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
Anasayfa
  • Siyaset
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Çevre Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Hasan Sözbilir
  3. Fay Yasası Nedir? Ne Değildir?
Yayınlanma: 09 Mart 2024 - 22:55

Fay Yasası Nedir? Ne Değildir?

09 Mart 2024 - 22:55
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Hasan Sözbilir
Prof. Dr. Hasan Sözbilir

Tabii burada yasadan bahsetmeden önce, “fay” diye tanımlanan jeolojik yapının ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor. Fay ile ilgili en eski kayıtlardan biri, 1755 Lizbon depreminde geçmektedir. Bu depremde yeryüzünde belli hatlar boyunca kırıklar geliştiği gözlenmiştir. Bu kırıkların “Fault” (Türkçe’ye fay olarak çevrilmiştir) olarak tanımlandığı ilk çalışma Samuel Haughton tarafından 1858’de kaleme alınmıştır. Samuel’e göre “Fay”, kayaları birbirinden farklı bloklara ayıran bir zayıflık düzlemi olarak tanımlanmıştır. Yerkabuğunun derinliklerinden yeryüzüne doğru uzanan bu düzlem, yerkabuğundaki kayaların en zayıf olduğu kuşaklara karşılık gelir. Özellikle, ilk 10-15 km. derinlikteki kayalar belirli bir stres etkisi altında kaldığında, fay düzlemleri boyunca kırılırlar. Çoğunlukla birkaç saniye içinde gerçekleşen bu kırılma hareketi sırasında fay düzleminin ayırdığı bloklar birbirine göre birkaç cm ile birkaç metre arasında değişen oranda yanal veya düşey yönde yer değiştirirler. Belirli bir derinlikte, fay düzlemi üzerindeki bir noktada gerçekleşen bu kırılma sırasında, çok büyük bir enerji açığa çıkar ve bu enerji fay düzlemi boyunca deprem dalgaları şeklinde yayılarak yeryüzüne ulaştığında şiddetli bir sarsıntı oluşturur. Depremin büyüklüğü belli bir sınırın üzerinde ise, fay düzleminin yeryüzüne ulaştığı hat boyunca yüzey faylanması gelişir, yani yeryüzünde, kırılan fayın türüne bağlı olarak, saniyeler içinde, birkaç metreye varan ani deplasmanlar şeklinde yer değiştirmeler ve kalıcı deformasyonlar gerçekleşir. Eğer fayın yeryüzüne ulaştığı hat (zon) üzerinde bir yapılaşma var ise, bu yapılar ciddi anlamda zarar görür ve can kaybı olur. Dünya ölçeğinde, Amerika, Yeni Zelanda, Tayvan gibi ülkelerde yeryüzüne ulaşan faylara yakın yerlerde yerleşen kentlerde, buna çözüm olarak fayın deformasyon zonu ve bu zona belli bir uzaklıkta ve belli bir genişlikte olacak şekilde güvenlik mesafesi çekilmektedir. Böylece “Fay sakınım bandı” olarak adlandırılan bu zon boyunca yapılaşmaya izin verilmemekte, bu zon dışında kalan zeminlerde ise, gerekli jeoteknik çalışmalardan sonra belirlenen zemin iyileştirmelerine  göre yapılaşmaya gidilmektedir. Peki ülkemizde durum nedir?  Türkiye’de 1999 depreminde Kuzey Anadolu Fayı üzerinde, 45 saniye içinde 4.5 metreye varan sağ yanal yönde ani deplasmanlar gelişmiş ve fay zonu üzerinde kalan binalarda can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Bu tarihten sonra, yerleşim yerlerinden geçen ve gelecekte deprem üretme potansiyeli olan diri faylar üzerinde yapılaşma yasağı getirilme çalışmaları üzerine çok sayıda toplantı yapılmış ve birçok rapor hazırlanmıştır. Gerek AFAD, ve gerekse de ilgili üniversite ve meslek kuruluşları fay yasası ile ilgili kılavuzlar yayınlamaya başlamıştır. Gelinen aşamada, fay yasasının İçişleri Bakanlığı-AFAD-Deprem Daire Başkanlığı düzeyinde oluşturulan ve benim de içinde bulunduğum bir komisyon tarafından kaleme alınması istenmiş ve bu amaçla deprem ile ilişkili çok sayıda bilim insanı 2020 başlarından itibaren yasa üzerinde çalışmalara başlamıştır. Tabii bu süreç içinde, her zaman olduğu gibi, bilerek ya da bilmeyerek, fay yasasına karşı çıkanlar da olmuştur. Hatta, “biz her yere bina yapariz” diyenler yanısıra, “buna ne gerek var” diyecek kadar yerbilimlerinden uzak görüşler de sosyal medyada boy göstermiştir. Fakat, asrın felaketi olan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de kanıtlandığı gibi, fay hattı boyunca gerçekleşen ve 7.5 metreye varan sol yanal yerdeğiştirmeler nedeniyle, yer yerinden oynamış, çok sayıda can ve mal kaybı yaşanmıştır. Bundan yüz yıl önce, Yerbilimlerinin önemini çok iyi bilen ve arazide not aldığı jeoloji defteri bulunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.” değişinde belirttiği gibi, doğal afetler meydana gelmeden önce gerekli önlemleri alabilirsek, Cumhuriyetimizin 200. yılında geleceğe daha güvenli bakabilen ve daha kaliteli bir yaşam şansına sahip olan afete dirençli bir toplum düzeyine erişebileceğiz. Tabii ki toplum olarak bu fay yasasını anlayıp, özümseyip, doğru uygulanmasını sağlayabilirsek…Bu bağlamda, kulağımıza küpe olması gereken önemli bir konu var. Nasıl ki tanımadığımız bir insan ile sağlıklı bir şeklide birlikte yaşayamıyorsak, bizden çok önceleri yerkabuğunda varolan diri fayları da tanımadan onlarla birlikte yaşama şansına sahip olamayız. Kısacası, Fay adını verdiğimiz deprem tehlike kaynağını, felaket başa gelmeden evvel tanımak, riski azaltmanın ilk şartıdır...

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • MOBBİNG - 24 Haziran 2025
  • İçimizdeki Çocuk: 23 Nisan - 21 Nisan 2024
  • Jeolojik düşünce - 11 Nisan 2024
  • Savaş ve Jeoloji - 31 Mart 2024
  • Ruhların göçü veya Reenkarnasyon - 09 Mart 2024
  • Piyango Kültürü - 18 Şubat 2024
  • Görmek ya da görmemek bütün mesele bu - 06 Şubat 2024
  • Yaşamın kıyısında - 01 Şubat 2024
  • Bizi biz yapan değerler - 30 Ocak 2024
    Köşe Yazarları
    Dr. İmbat Muğlu
    Dr. İmbat Muğlu
    GAZZE GÜNDEMİ
    Prof. Dr. Hasan Sözbilir
    Prof. Dr. Hasan Sözbilir
    MOBBİNG
    Av. Abdi Yaşar
    Av. Abdi Yaşar
    Erkeğe yönelik şiddet: Görünmeyen yara, konuşulmayan gerçek
    Melih Demirtaş
    Melih Demirtaş
    Adaletin ve Etik Değerlerin Savunusu
    Psk.Burcu Başoğlu Kundak
    Psk.Burcu Başoğlu Kundak
    Ebeveynliğin tükenmişliğinden kaçınmak
    Gurbanova Günel
    Gurbanova Günel
    Çocukların doğru yetiştirilmesi...
    Prof. Dr. Doğan Yaşar
    Prof. Dr. Doğan Yaşar
    İzmir'i bekleyen su tehlikesi
    Mert Can Tani
    Mert Can Tani
    Basın işletmelerindeki teknolojik değişim ve yeni işgücü realite
    Burcu Şakar
    Burcu Şakar
    Odalarınızı kiraya vermeye hazır mısınız?
    Av. İrem ALTIN
    Av. İrem ALTIN
    Riskli yapılarda kiracıların hakları nelerdir?
    İbrahim Evrim Ayral
    İbrahim Evrim Ayral
    Başkanım mesaj alındı mı?
    Ramazan Çakın
    Ramazan Çakın
    Kedi ve köpeklerin sahiplerinin en başta gelen şikayetleri tüylerin dökülmesi şikayetidir
    Atakan Keskin
    Atakan Keskin
    Zamanın İçinde
    Kelebek Etkisi
    Kelebek Etkisi
    yaz(a)mıyorum
    Çok Okunan Haberler
    Çankırı’da Gençlere “Gelecek Tasarımı” İlhamı: Yazar Semra Aydın Öğrencilerle Buluştu
    Çankırı’da Gençlere “Gelecek Tasarımı” İlhamı: Yazar Semra...
    Ana Sayfa
    Siyaset
    Gündem
    Ekonomi
    Sağlık
    Politika
    Magazin
    Spor
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Çevre
    Genel
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    • Ekonomi
    • Genel
    • Gündem
    • Magazin
    • Sağlık
    • Siyaset
    • Spor
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    sanalbasin.com üyesidir

    • Rss
    • Sitemap
    • Reklam
    • Kişisel Verilerin Korunması
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim