“Üzümünü ye, bağını sorma” diyenlerin egemen olduğu bir sistemde, hukuk bir bahçe değil, bataklıktır. Arama, sadece maddi delile değil, hukukun namusuna dokunmaktır. Ve biz, “aramayı yapan kim?” değil, “kararı kim verdi?” diye sorarız. Çünkü aramanın meşruiyeti, icraatında değil, iradesindedir.
Ceza muhakemesi, sanığın yakasından tutup delile koşmak değildir. Önce delilin doğduğu toprağa, sonra o toprağın kanun suyuyla sulanıp sulanmadığına bakmak gerekir. Ama ne görüyoruz? Kolluk gece yarısı, hâkim kararı olmadan, “gecikmesinde sakınca var” klişesiyle kapı kırıyor. Savcı, masa başından kalkmadan “arama yapın” diyor. Kolluk emirle değil, keyifle hareket ediyor. Ve biz avukatlar, delilden önce hukukun cesedini kaldırmak zorunda kalıyoruz.
1. Arama Kararı Yoksa, Arama Da Yoktur!
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.11.2005 - 2005/7-144 E., 2005/171 K.:
“Sanığın evinde yapılan aramada hâkim kararı alınmadığı gibi, savcının yazılı emri de bulunmamaktadır. ‘Gecikmesinde sakınca var’ klişesi gerekçesiz bir bahane. Bu nedenle elde edilen deliller hükme esas alınamaz.”
CMK 116-117-119 açık: Arama, hâkim kararıyla olur. Acilse savcının yazılı emri gerekir. Kolluk kafasına göre değil, kanuna göre hareket eder. Ama gerçekte? “Gecikmesinde sakınca var” diye yazılır, hukuk çöpe atılır. Bir müvekkilimin dosyasında delil diye sundukları, hukukun kırık kapısından içeri sızmıştı.
“Hakkını aramayanın evine girilir, susan sanığın evi delil mezarlığı olur.”
2. Önleme Araması mı? Delil Avcılığı mı?
Yargıtay CGK, 25.11.2014 – 2013/9-610 E., 2014/512 K.:
“Adli arama gerektiren bir olayda, önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır.”
Önleme araması, bahaneyle delil avcılığıdır. “Suç işlenebilir” diye mahalleler taranır, evler didiklenir. Ama bir suç şüphesi varsa, artık adli arama gerekir. Önleme maskesiyle yapılan her işlem, hukuka makyajlı darbedir. Kolluk, kehanet oynuyor; bizse bu oyunun hukuku gömdüğünü görüyoruz.
3. Kaba Üst Arama mı? Psikolojik İşkence mi?
Yargıtay CGK, 2019/96 E., 2021/401 K.:
“İç çamaşırında yapılan arama, eğer adli arama kararı yoksa, hukuka aykırıdır.”
PVSK 4/A maddesi sana kaba üst arama hakkı veriyor diye, sanığın bedenine psikolojik işkence uygulayamazsın. Bu artık arama değil, gözdağıdır. Bir devlet bedenin içine kadar giriyorsa, önce hukuktan çıkmıştır. Kolluk, “şüphe” diye başlar, namus diye bitirir.
4. Suçüstü Jokeri, Kolluğun Cebindeki Sihirbazlık Kartı Değildir
Yargıtay CGK, 07.02.2017 – 2017/1054 E., 2017/56 K.:
“Somut belirti yoksa suçüstü yoktur. Hâkim kararı olmadan yapılan işlem hukuka aykırıdır.”
Kolluk, “poşet vardı”, “şüphe çektik” diyerek suçüstü ilan ediyor. Ama suçüstü öyle bir şey değil. Somuttur, delildir, açıktır. Gözle değil, hukukla görülür. PVSK yetkisiyle yapılan kontrol suçüstü sayılabilir, ama bu joker her kapıyı açmaz. Hukuk, kolluğun sihirbazlık numaralarına kanmaz.
5. Delil Hukuka Aykırıysa, Karar da Ayıptır
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 19.03.2018 – 2018/643 E., 2018/1456 K.:
“Hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz. Başka delil yoksa beraat kararı verilir.”
Mahkeme dosyayı inceler, kolluk delil bulmuş der. Biz de deriz ki: “Delilin doğumu yasa dışıysa, kendisi de suçludur.” Delil, sanığın cebinden çıktıysa, önce devletin nereden girdiğine bakılır. Hukuk dışı delille verilen her karar, adaletin yüzüne atılmış bir lekedir.














